Örümcek Tom Holland – Spider-Man: Homecoming

Tom Holland’ı ekranlarda ilk olarak Spider-Man olarak gördüğümden beri, karakter olarak role iyi girebildiğini göstermişti. Filmin iyi veya kötü olmasının dışında, karakter bazında mizaç ve aktarım olarak iyi bir Spider-Man görme olasılığımız en baştan yüksekti zaten. Bu filmde de hem karakter olarak hem de karakterini tanımlayan en büyük unsurlardan mizahın kullanılması açısından güzel bir Spider-Man oluşturulmuş. Bundan sonraki kısımda, yer yer filmden spoiler yer alacaktır.

Filmde oluşturdukları Spider-Man’in karakter olarak ayakları yere basıyor. Aktarım için üzerine düşünülmüş ve bütün bir şekilde ne olduğu, ne istediği, olaylara yaklaşımı, mizacı vb. gibi unsurların ne olduğu düşünülmüş. Bu yüzden ayakları yere basma hissini veriyor ve oyuncuyla da birlikte karakter özellikleriyle bağlantılı bir şekilde, bütün oluşturulmuş bir karakter çıkıyor. Marvel sinema evreninin en büyük problemlerinden biri, hem film içi mizahın hem de birçok karakterin mizah tarzının hatalı uygulanışı, bu mizahın karakterizasyonlara hasar vermesi ve diğer özellikleriyle uyuşmadan, sırf alakasız ve uyumsuz komiklik yaratmaktı. Hatta bu yanlış karaktere koyulan mizaç ve mizahın en uyumsuz örneklerinden biri Guardians of the Galaxy 2 filmiydi. Marvel birçok filminde, karakterlere Spider-Man mizahı vermişti, karakterle uyumlu olsun ya da olmasın. Mizah tarzı, sırf yapmış olmak için yapmanın ötesinde, karakterle bir olduğu zaman anlam kazanıyor. Mizahın ne olduğunun ötesinde, nasıl kurgulandığı, bağlamına nasıl yedirildiği önemli.

2

Benzer oturaklı karakter, Spider-Man kadar olmuş hissini veremese de, Michael Keaton’un oynadığı Vulture karakteri için de geçerli. Bu karakterle ilgili film içinde iki olumlu, bir olumsuz yön var. Olumlu olarak, her şeyden önce Keaton’un hem Vulture olarak hem de özellike Adrian Toomes olarak oyunculuk açısından iyi bir iş çıkarmış olması. Oyunculuğuyla karaktere ekstra bir boyut katıyor, gerilimi ve kenara atılmışlıktan aldığı öfkeyle beslenmiş şiddeti iyi aktarıyor. Diğer önemli yan ise, Spider-Man gibi karakter oluşturulurken, ne olduğunu ve ne istediği çizilmiş. ‘Tip’ olarak basit bir kötü adam olmanın ötesine, yazılmış karakterin kimliği ve bunun üzerine koyduğu oyunculukla geçebiliyor. Olumuz yanı ise, karakterin hikayedeki konumu ve kattıklarının etkileyicilik ve yaratıcılık açısından yüksek seviyelere gelememiş olmaması. Açıkçası Keaton role gayet iyi girmiş, Vulture karakterinin hikayede olan daha iyi konumlandırılıp çizilmesinin potansiyeli çok daha yüksek. Daredevil’de izlediğimiz Wilson Fisk karakteri bu açılardan çok daha iyiydi, Keaton ile birlikte bu filmde de bu seviyede, belki daha iyi bir şekilde kötü adam karakteri de olabilirmiş. Keaton’un ekibi içindeki karakterlerin de hikayedeki konumlandırılışı zayıf kalıyor.

You deserve it! Your’re a criminal! Bye, Mr. Criminal!

Mizah konusunda örnek olarak bu diyalog, başka bir bağlamda geçen filmde veya karakterde kötü durabilir. Ancak bu film ve Spider-Man karakteri bağlamından ve filmde yapıldığı kısımla ilişkili olarak yerinde, karakteri de anlatıyor. Bunun da öncesinde sorgulama modu kısmı da buna örnek olabilir. Benzer bir mizah kullanımı ve karakteri oluşturmaya katkı sağlama olarak, Karen’ın öldürme modunu açma kısmı da örnek olarak verilebilir. Karen tekrar tekrar öldürme modunu açıyor ve Spider-Man’in ahlaki durduğu nokta üzerinden, uyumlu ve karakteri de anlatan mizah çıkartılıyor. Mizahın kötü olarak kullanıldığı kısımlar az gözümde. Ancak bunlardan birine örnek vermek gerekirse May yenge sahneleri. May yenge, filmde geniş olma tartışmalarının dışında, hem karakter olarak yeri oturaklı değil hem de açıkçası filmde en zayıf mizah kullanımı May yenge üzerinden yapılan yerler.

1

Film mükemmel veya eksiksiz diyebileceğimiz bir noktada olmasa bile, içi boş bir ‘ergen’ filmi değil. İçi boş ‘ergen’ filmi olmanın ötesinde, içerik olarak ergenleri baz alan bir film. Kalitesiz boş ergen filmler ile, ergenleri konu alan işleri ayırmak lazım. İlginç bir dönem, iyi işlendiği veya boş iş olmanın ötesinde emek verildiği sürece, bu sürece ve döneme ilgisi olan her yaştan izleyiciyi çekebilir. Coming-of-age filmlerindeki ruhu iyi aktarmak için, oyuncu kadrosuna bir gün boyunca John Hughes filmleri izletilmiş. Bunlardan birine örnek vermek gerekirse The Breakfast Club, ergenlik dönemini, iyi yazılmış diyaloglarla başarılı anlatan bir film.

Okulda gördüğümüz, Tony Revolori’nin oynadığı Flash ve Zendaya’nın oynadığı Michelle’in hikayedeki yeri hoşuma gitmedi. Bu iki karakter filmin eksik ve kötü yönlerindenler. Flash sırf koymak için hikayeye yerleştirilmiş, Zendaya’nın filme dahil olduğu sahneler ise pek gitmemiş filme. Diğer yandan Jacob Batalon’un oynadığı karakter Ned gayet iyiydi.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: