Büyüleyici İçtenlik, Satrapi – Poulet Aux Plums

Marjane Satrapi’nin aynı adlı çizgi romanından uyarlanıyor film. Vincent Paronnaud, Satrapi ile birlikte yazıp yönetiyor filmi. Poulet Aux Prunes, Türkçe’ye Azrail’i Beklerken olarak çevrilmiş. Filmin konusu olarak ne içerdiğini anlatan bir çeviri bu, ancak doğrudan düz anlam yerine, filmin asıl çevirisinin olduğu ‘Erikli Tavuk’ anlamsal olarak çok daha yerinde. Filmin hem mizahi yönüne, hem diyalogsal ve anlatımsal olarak estetik yönüne çok daha uygun bir başlık. Film, baş karakterimiz Nasser Ali’nin hayattan zevk alamayıp, ölmeye karar vermesini ve bu ölüm sürecinde yaşamını ve çevresindekilerin geçmişte olanları ve gelecekte olacaklarını zaman geçişleriyle izliyoruz.

Bir varmış, bir yokmuş. Film, bilinen öykü anlatım başlangıcıyla, pers masallarının böyle başladığını söyleyerek başlıyor. Bir varmış, bir yokmuş. Zaten yukarıda da yazdığım gibi düz bir anlatımdan ziyade, neden Azrail’i Beklerken’den ziyade ‘Erikli Tavuk’ isminin filme daha uygun olduğunu baştan anlatıyor. Anlatımsal olarak mizahi, çekim, ses kullanımına kadar sinematik olarak absürt bir dili var.

Gelişim gökyüzüne bir şey katmadı, gidişim ihtişamından bir şey eksiltmedi. Kulaklarım şahidimdir, kimse bana neden diye sormadı. Neden geldim, neden gidiyorum.

Filmin başında, baş karakter Mathieu Amalric tarafından oynanan, Nasser Ali’nin bu söyleminden karakteri tanıyoruz. Karakterin sanatsal ruhu yanında, melankolik karakterini de vurguluyor bu anlatım. Nasser Ali’nin filmin başında kemanının kırıldığını görüyoruz ve film boyunca kemanın kırılmasının temelinde yatan anlam üzerine basit bir olaydan, trajik ve derin bir hikayeye ustaca evrildiğini görüyoruz. Mathieu Amalric oyunculuk olarak harika iş çıkarmış, diğer oyunculara göre önemli ölçüde sıyrılıyor. Amalric dışında, özellikle ailesi ve kardeşi filmde önemli yere sahipken etkiye sahip değiller. Bu kısımlar biraz daha iyi bir şekilde aktarılsa, hikayenin vermek istediği etki olandan daha iyi bir şekilde aktarılırdı. Benzer şekilde filmde gördüğümüz bazı sahneler, filmin geneline göre zayıf kalabiliyor, sanki diğer sahneler kadar üstüne düşünülmemiş hissini veriyor.

Absürt mizah ile birlikte ciddi anlatımı aynı potada eritiyor. Farklı ses kullanımı ve çekimlerle birlikte anlatıma mizahını katarken, diğer yandan hikayenin geçmiş ve şimdi derken detaylandırıp, içten anlatımla birlikte hikayenin trajik yönü de sunuluyor. Diyalog yazımının detaylı ve kaliteli olduğunu söylemem gerek, karakterin içsel bunalımını ve yaşadıklarını arada absürt mizahı da katarak iyi aktaran unsurlardan biri diyaloglar.

Tabii bu filmden bahsederken, Marjane Satrapi’den bahsetmeden geçmek olmaz. Satrapi, yine çok içten ve güzel bir anlatımlı hikayesini anlatıyor. Hikaye anlatırken korkmuyor, cesurca olayın içtenliğine çok önem veriyor. Dilinde etkileyici bir samimiyet var bu izleyiciye de geçiyor. Persepolis’te kendisi ve çevresinde gelişen hikayeyi büyük bir samimiyetle anlatıyordu, bu filmde de yine kendi çevresinden olan amcasından esinleniyor. Filmin baş karakteri Nasser Ali’nin kardeşi Abdi, aynı Satrapi’nin babası gibi devrimci komünist biri, bu da Abdi üzerinden babasına gönderme olduğunu varsayabiliriz.

Tüm bu hikaye anlatım tarzı üzerine uyumlu bir soundtrack oluşturulmuş. Atmosferle uyumlu ezgiler film boyunca izleyiciyi etkiliyor. Film bittikten sonra zaten albümü tekrar dinleme hissini doğrudan veriyor. Bu albüm aynı zamanda, hikayeyle de kurulan samimiyeti arttırıyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: