Nolite te Bastardes Carborundorum – Damızlık Kızın Öyküsü

Damızlık Kızın Öyküsü, Doğan Kitap tarafından tekrardan basılan, Sevinç Altınçekiç ve Özcan Kabakçıoğlu’nun çevirisine sahip Margaret Atwood’un distopya romanı. Kitabın arka kapağına da koyulduğu gibi, kitabı hem distopik yönünü hem de feminist tarafını, “Biz iki bacaklı rahimleriz, hepsi bu.” lafı net olarak veriyor. Evet, Atwood bunun artık sistemleştiği, kadınların tamamen doğurma odaklı bir şekilde konumlandırıldığı bir distopyayı anlatıyor bize.

Birden fazla özgürlük çeşidi vardır, derdi Lydia teyze. Bir şeyler yapma ve bir şeylerden sakınma özgürlüğü. Anarşi günlerinde, bir şeyler yapma özgürlüğü vardı. Şimdiyse size sakınma özgürlüğü veriliyor, azımsamayın bunu. Ölmeye yüz tutmuş bir toplumduk biz, derdi Lydia teyze, çok fazla seçenek yüzünden.

Radyasyondan, doğum haplarından, kürtaj vb. birçok şeyden dolayı doğum oranının çok düştüğü, birçok kadının kısır hale geldiği bir dönemde, Amerikan hükümetini, sistemli bir şekilde Yakub’un Oğulları diye bir grup çökertiyor ve sonrasında yeni düzen Gilead kuruluyor. Bu sistemde artık kadınlar tamamen yukarıda yazılan gibi, ‘iki bacaklı rahimler’ olarak kullanılıyor. Birçok kadın kısır, yeni sistemde ‘komutan’ diye adlandırılan önemli kademede olan erkeklerin eşlerine ‘Eşler’ deniyor, bu kadınların mavi giyme zorunluluğu var. Gilead sisteminde kadınlar temsil ettikleri gruba göre giyimleri ve hakları var. Örneğin bu eşler kısırsa, komutanlara damızlık kız tahsis ediliyor, tamamen doğurma objesi olarak kullanıyorlar. Baş karakterimiz de bir damızlık kız, kırmızı giyiyorlar, tamamen her yeri kapalı, hatta yüzlerinde sağa sola rahatça bakmamaları veya konuşmamaları için buna özel dizayn edilmiş şapkaları bile var. Diğer yandan doğurgan özelliği olmayan Martha’lar, radyasyonun ve tehlikenin yüksek olduğu kolonilere götürülen kadınlar, fakir olan Ekonokadınlar gibi oluşturulmuş gruplar var.

Kadınların okuma yazmasının yasaklandığı, hatta tabelalar, marketlerden isimlerinden dahi okumalarının istenmediği için buradaki yazıların kaldırıldığı, Damızlık Kızlar’ın tamamen doğurma amaçlı bir şekilde kullanıldığı Atwood’un distopyası, olayları çok sert bir şekilde sunuyor. Oluşturduğu evreni sunarken hiç çekinmiyor. Ki zaten bu rahatsızlık boyutunu, Atwood kendisi kitabı yazarken de vurgulamış, yazarken kendisini de büyük ölçüde rahatsız etmiş.

Nolite te bastardes carborundorum.

Kurulan Gilead toplumu, distopya evreninde geçen kurgusal bir toplum. Ancak Gilead toplumu bir sentez ve bu sistem özelliklerini Dünya’nın tarihindeki farklı yerlerden alıyor. Yani bu distopya evreninde gördüğümüz Gilead toplumunun özellikleri, aslında zamanında benzer şekillerde uygulanmış şeyler. Bunları sentezleyerek, ‘Teyzeler’ grubundan Lydia teyzenin de dediği gibi doğum problemine çözüm olarak, yani olması gerekenin bir yönünde kendilerini var ettiklerini anlatıyor. Evet, kesinlikle güzel bir çözüm değil, ancak buna yürekten inanan komutanlar, hatta bazı kadınların altındaki motivasyonları da açıklamayı ihmal etmiyor Atwood. Bu insanları salt kötüden çıkarıp, belli kişilik ve yapılan şeylerin altına kendilerine göre sebepler de ekliyor. Ölmeye yüz tutmuş bir toplumduk diyor, Lydia teyze, eh buna çözümü çok çok katı şekilde alıyorlar tabii. Baş karakter, komutanın ismini ekle birlikte alan, Fredinki’nin odasında bulduğu ve tekrar tekrar söylediği üzere, “Nolite te basterdes corborundorum.”, yani piçlerin sizi ezmesine izin vermeyin diyor sisteme karşı.

Sıradan olan, derdi Lydia teyze, alıştığınız şeydir. Bu size şimdi sıradan görünmeyebilir, ama bir süre sonra öyle görünecektir, sıradan olacaktır.

Birçok şeye olduğu gibi, ‘Nolite te basterdes corborundorum’ Lydia teyzenin bu lafına da haykırış, bunun sıradan olmasına giden yola karşı bir duruş. Bu sistemin insanı ne kadar hiçe saydığını, tamamen bedenden obje konumuna indirgemesi üzerine, kitapta çok önemli bir söz, bir direniş hali. Bu direniş halinin sadece kadınlar için değil, evet bu sistemde kadınların yeri ve yaşamları çok daha zor erkeklere göre ve sadece küçük bir azınlık ayrıcalığa sahip. Erkeklerin yaşamı daha kolay, ancak cinsiyet fark etmeden hem kadınların hem de erkeklerin, hatta ayrıcalığı sahip olanın da komutan üzerinden iyi anlatıldığı üzere bundan olumsuz etkilendiğini gösteriyor.

İsmim Fredinki değil, başka bir ismim var, artık kimse kullanmıyor bunu, çünkü yasak. Kendi kendime bunun önemli olmadığını, ismin telefon numaraları gibi olduğunu, sadece başkalarının işe yaradığını söylüyorum ama bu doğru değil, aslında önemli. İsmimin varlığını gizli bir şey gibi saklıyorum, geri dönerek kazıp ortaya çıkaracağım bir hazine, günün birinde.

Kitabın tanıtım yazısında da yazıldığı üzere, anlatılan distopya, sadece kadınlardan ya da erkeklerden ziyade, insanlığın hikayesi, anlatılan bizim hikayemizdir. Son olarak Lakes of Canada grubunun, Damızlık Kızın Öyküsü kitabı üzerine yazdığı, albümle aynı adı taşıyan, albümün son şarkısını koyuyorum, Transgressions.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: